P4C - Çocuklar ve Topluluklar için Felsefe üzerine

Güncelleme tarihi: 9 Şub 2021

Felsefe, çağlar boyunca yetişkinlerin tekelinde varlığını sürdürmüş; öyle ya da böyle hep bir büyük aklın işi olarak görülmüş. Oysa zaman değişmiş ve bugün felsefenin bırakın yetişkin işi olması tam da çocuk işi olduğu nihayet anlaşılmıştır.

İnsan, daha doğar doğmaz açtır. Hem karnını hem merakını doyurmaya... Yeryüzünde bir bebekten daha meraklı bir filozof adayı göremezsiniz. Zaman geçer, insan yavrusu emekler, sonra yürür ve ilk kelimeleri ağzından dökülür. İşte şimdi karşınızda gerçek bir filozof durmaktadır: Çocuk!

Anlam - kavram dünyası ve dil hazinesi elverdikçe çocuk sorar, çocuk sorgular. Ve dünyada daha önce var olmuş, netleşmiş, nihayetine varılmış her bir nesne, yargı, kavram tek tek dağılır, çözülür bu muhteşem filozofun karşısında. Her biri tek tek yıkılır. Koca koca insanlar onları oracığa dikmiş, sarsılmaz kurallarla inşa etmişizdir ya; işte bir çocuk – namı diğer filozof – gelir ve dünyayı alaşağı eder de yeniden kendince kurar. Öyleyse bir çocuğun düşüne, düşüncesine hayran olmamak ne haddimize!

Sonra az gider uz gider, dere tepe düz gideriz. Ve bir gün ardımıza dönüp bakarız ki bir arpa boyu değil fersah fersah yol gitmişiz. Ama o yolda düşlemeyi de, hakkıyla düşünmeyi de kaybedip büyüklerin gezegenine yetişmişiz.

Bir bebekten bir filozof doğar; bir çocuk dünyaya kuş bakışı en katıksız gözlerle bakar.

Peki insan az gidip uz giderken niçin ille de kabullenişlerin, duvarların dünyasına uğrar!

Çocuklar için Felsefe, 20. yüzyılda ortaya çıkmış belki de en güzel buluşlardan. Düşünsenize, siz düşündüğünüzü sanırken, birileri düşünmeyi yeniden icat ediyor. Ne şahane! İşte Matthew Lipman bu pedagojinin mimarı. 1960’lı yıllarda Columbia Üniversitesindeki profesörlüğü esnasında edindiği deneyimlerden yola çıkarak, bireylerin üniversite yıllarına geldiklerinde artık felsefe yapmak için bir hayli geç kaldıklarını ve felsefe yapmanın çok daha küçük yaşlardan itibaren öğretilmesi gereken bir pedagoji olduğunun altını çiziyor. Ardından da P4C; Çocuklar ve Topluluklar için Felsefe’nin serüveni başlıyor.


Ne felsefe tarihi, ne filozoflar atlası bu pedagojinin derdi. Tam manasıyla çocuk bireyi düşünmede fabrika ayarlarına geri döndürmek; çocuk zihnin o pırıl pırıl orijinalliğine kavuşmak... Yani ne yeni bir şey öğreniyor insan, ne de Roma’yı keşfediyor. Kendinde ve özünde, o ilk yaratımında saklı ne varsa onu geri buluyor: Hakkıyla düşünmek!


Okuduklarınızı, duyduklarınızı, yolda bulup cebe attıklarınızı ve hatta okullardan kendinize kattıklarınızı unutun! Kendinize sadece şunu sorun: Ben ne düşünüyorum? Marx böyle diyor, güzel diyor ama ya ben?


“Benim bir fikrim var, ama ben onun neresinde varım? Ben sesimi de sözümü de uzun zaman önce kaybettim, ama nerede?”

Sana seni bulduracak ne güzel bir yöntem biliyorum. Tek yapacağın bütün bildiklerini kapının dışında bırakıp, salt aklınla P4C çemberine dahil olmak. Şimdi ve burada ilkesini esas alıp, belki yıllardır kayıp olan o ilk ve saf düşünme biçimine geri ulaşmak. Hele de bir çocuğun bunu hiç kaybetmemesi ne değerli!

Sokrates hani pazar yerinde kölelerle bir araya gelip onlara sorular sorarmış ya; Mayotik/Maiotic ya da Sokratik yöntem de derler buna. Biliyor musunuz Sokrates annesine öykünür bu yöntemle. Annesi ebedir, kadınları doğurtur; Sokrates ise insandan bilgiyi... Onun karşılaştığı (sözde eğitimsiz) kölelere sorduğu sorular öyle sıradan sorular değildir. Her biri insanda zaten var olanı çıkarmaya yönelik işçilikli, üzerine düşünülmüş, özenli sorulardır.


İşte P4C soruşturmalarında bizler tam da Sokrates misali, tam da bir ebe misali bireylere felsefi düşünmeye davet eder; bir diğer deyişle soruşturarak, emek verip özen göstererek, oradan buradan zihnimize dahil ettiklerimizi değil tam da bize ait olanı bularak özgün ve özgürce yahut hakkıyla düşünmeye sevk ederiz.


Sende güzel olan bir şey var, biz onu arıyoruz:

Her türlü kalıptan kendini sıyırmış,

Üzerine giydiği başkalarının düşüncelerini bir bir çıkarmış,

Ruhu özgür, fikri özgür, aklı özgür insanı:


Çocuk insanı!


378 görüntüleme0 yorum